Adamın Son Halleri…

mustafaGözlerini kapatıp hayattan bir dem almanın keyfini yaşıyordu bizim “mustafa“… “mustafa” diyorum yazının sonuna kadarda öyle… Adı hiç özel adlar arasında olmamıştı zaten… Neden mi? Çünkü O, nefes almakta zorlandığı bu Dünya’da “poÅŸetten nefes almayı” seçenlerdendi… Ufak bedeni, etrafından onu çokca uzaklara götüren poÅŸeti, kim bilir nereden bulunmuÅŸ balisi ve oksijene hasret genç ciÄŸerleri vardı mustafa‘nın… EÄŸildim yanına iliÅŸtim… Kalabalıklar toz toprak içine atarken mustafa‘yı. Ben onu önemsediÄŸimi söylücektim, “Gel!” dicektim konuÅŸalım ama bana gelmedi mustafa… Çöpten yapılmış bir poÅŸet ve ne yazık ki bali benden daha yakındı ona. Belki de içine çektikçe, bir nefes daha aldıkça bitiyordu çileleri, tabi kendi öyle sanıyordu… O yaÅŸtaki bir çocuk “çile” kavramıyla erkenden tanıştığından mustafa‘nın bünyesinde “acıya” karşı deÄŸil “mutluluga” karşı bir bagışıklık sistemi vardı. Mutluluk ise O’nun yakınında bile deÄŸildi… Aklı önümde olup kendisi baÅŸka yerlerde olan mustafa kalktı yanıma geldi sonra… “Abi…” dedi… “PARA…” , “Tamam!” dedim “Gel koluma gir gidelim burdan!” , anlamadı , bedeni dışsal bir maddeye baÄŸlıyken aklına ne gelebilirdi k,? O maddeyi bir ÅŸekilde tedarik etmek… BaÅŸka da hiç bir niyeti yoktu zaten…

Bali alıp geliyorum, bekle!!!” dedim… Kafası zaten sallanan mustafa lafımı onaylarcasına başını salladı… Gittim… YürüyebildiÄŸim kadar hızlıca yürüyüp bir eczaneye girdim… Ve eter istedim… Garip bakışlarla napıcağımı düşünen ve soru soramayan içinde yakınan eczacinin halini anlayıp onu sakinleÅŸtiricek bir kaç ÅŸey söyledim. Eteri kapar kapmazda dükkanın kapısından çıktım direk mustafa‘nın yanına… Tabi mustafa, beni “uzaydan” gördüğü için, bana karşılık verdiÄŸi hiç bir hareketin ben tarafından algılanamayacağını düşünüyordu. Bedeni burda, o zehirle iliÅŸkideyken, kendi nerelerdeydi kim bilir?.. Eteri alıp poÅŸetin içine dökünce mustafa‘nın agzına doÄŸru poÅŸeti bir anda ittirdim… mustafa uyumuÅŸtu… Yığıldı kaldı kaldırımı yaz-kış soÄŸuk caddenin kenarına… “ALO 155“bir telefon kadar yakınımdaydı ve mustafa‘da bir “Alo…” sonra sıcak bir yerde emniyette, güvenli bir çatının altında olucaktı… Aradım… Ve ÅŸimdi mustafa orada… Böyle bir ÅŸeyi hiç bir zaman yapmadım… Yapmazdım da… Ama mustafa… O ayrıydı… Artık Onun adı da özel olmalıyd ve O’nu görünce bir ÅŸeylerin deÄŸiÅŸmesi gerektiÄŸini hissediyorum…

Yazıyı Paylaşmalıyım...

Yorumsuz kalmış! Sayenizde...

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*