Arşimet’in Hamam Tası Gümüşten

arsimetinhamamtasi

Bir sabah uyandığında, kulağında akbilin yetersizliğinin sesi olan, yetersiz bakiye, soğuk tonlarını işitiyorsan hayatı sorgulaman gerekir. Yeterliliklerinin ne olduğunu daha bilemediğin yaşlarda; yetersizliklerin hayatının büyük bir bölümünde yer etmesi, geleceğinin ya da yaşayamadığın geçmişinde senin ne kadar deterjan olduğunu gösterir. Kirlileri yalnızca su ile yıkamanın, kirleri tam olarak çıkaracağı gibi bir garantiyi kimse veremez, fakat bir çoğu, çocukları kirletçek olarak kullanan deterjan firmaları; bunun garantisini, sıradan deterjanlarla, x deterjanlar olarak sizlere sunar. İşte bu noktada sen yetebiliyorsan O, x deterjanı oluyorken, yetemiyorsan sıradan deterjan olarak yaşarsın. Tabi daha Zürih Üniversitesi bilim adamları seni test bile etmemişken.

Felsefeyi okuduğu bu yıllarda Fuat, aklına gelen anlamsız bir dizi seri kelimeyi, diğer kelimelerle yarıştıyor. Felsefi açıdan süreçleri, düşünme şekillerini bu anlamsız kelimelerle kendince çıkarımlarda bulunarak, bunu kendi için eğlencelik haline gelen bir oyun haline getiriyordu. Burnunda çıkan sivilceyi sıkmayarak, sabırla vücudun irini absorbe etmesini beklerken, bu yaşadığı süreci Mevlana’nın sabır tümcelerine bağlıyor, oradan Arşimet’e ilham veren bir hamam ortamına giderek, orada kendine kese-köpük masajı yaptırıyor ve keseye madur kalan sivilcenin patladığını, hamam sonrasında baktığı aynada fark edip, Hipokrat‘ın, Geçmiş Olsununa bağlıyordu.

Evden çıktığında, 25 gündür üzerinden çıkarmadığı kazağı fark etti Fuat. Takvime göre 20 gündür kış olarak vakit geçirilen bir kıtada, 25 gündür kazak giymesine kimse laf etmezken; 25 gündür giydiği kazağı fark ettiğinde, sanki insanların ona kirli muamelesi yapacağını düşünüyor, geniş gönlünü kara bulutlarla dolduruyordu. Oysa ki temiz idi kıyafetleri. Sıradan bir deterjan olarak, deterjanın üzerine kazak koyup, 25 gün bekleseniz, kirleneceğini düşünebilir miydiniz?

Cevap veriyorum, hayır. Çünkü siz o deterjanı, tv denilen kara kutuda görüp, en iyisi bu diyerek, nasıl kazandığınızı tam olarak kavrayamadığınız paranızı vererek almıştınız ve bu deterjan işinde kirli bir beklentiniz tabiki de olmazdı. Fakat Fuat’ı tanımıyordunuz. O, felsefeyi okuyarak aslında en kirli işlere bulaşan Fuat idi. Dünya’nın çözemediğini düşünmesi gereken kişi O idi. Çünkü okulunu okuyordu ya, bulması gerekirdi, bilmesi gerekirdi. Ülkemizde böyleydi. Okuduğun okula girdiğin andan itibaren ustası sayılırdın o işin. Tabi okul bitince iş bulamayıp, o işi yapamayacağını pek bir kimse konuşmaz iken, okula girmen yeterdi, o ilgili konunun ustası olurdun, olmayan çırağının yüzüne tükürerek.

Hazır rahmetlileri anlatırken çoğu kişi, Arşimetin gerçek hikayesini bilmez. Arşimet-Archimedes hikayede suyun kaldırma gücünü bulmak istediğinden girmez o hamamdaki küvete. Rivayete göre, o zamanki Kral Hiero-Arşimetin kuzenidir aynı zamanda- önemli bir savaşı kazandıktan sonra şehre bir tapınak yaptırır. Kendisinin bu şehrinde kralı olacağını da bu tapınakta ilan etmek ister ve defne yaprağıyla sarmal görünümlü saf altından bir taç ister, o şehrin altın ustasından. Tacı yapan ustaya da gereken altını verir. Altını verir vermesine de ustası değildir ya o konunun, sadece yargıcıdır ya o ülkenin-bizim ülkemize de çok benzer bu durumdur, herkes kraldır aslında- ustanında tacı saf altından yapmamış olacağını hissikablelvuku hisseder ve kuzeni Arşimet’e hislerini anlatır.

Arşimet zamanın düşünürüdür, aynı bizim Fuat gibi, sokakta insanlar Arşimet’i görünce bu düşünüre selam ederler, bizim Fuat’ı da sokakta görenler kazağına bakar, Arşimet’i dönemin politikacıları evlerine davet ettiğinde ondan fizik-matematik üzerine yaptıklarını anlatmasını ister ve kendi tebaalarından daha farklı bir konumda onu değerlendirir, Fuat’a da kendi annesi odasını niye düzeltmediğini sıklıkla sorar fakat terzi söküğünü dikemez zaten Fuat başkalarının düşünürüdür.

Kral Hiero, Arşimet’e durumu anlatınca, Arşimet her zamanki yaptığını yaparak düşünmeye başlar. Düşünmeyi biz bu zamanlarda en iyi tuvalette beceriyorken, ki Fuat’da kazağını 25 gündür yıkamadığı için tuvalet gibi kokar, o zamanlar Arşimet bu konuyu hamamda düşünmek ister. Olur da bizim Fuat okulu bitirirse ve patronları olursa, patronları Fuat’ı tuvalete bile göndermeyip, yiyip-içmeden çalıştıracaklarını şimdilik Fuat bile bilemez, fakat o bir düşünürdür, zamanı gelince düşünür.

Arşimet Hamamda saf altın ile altın içerisine karışabilen dönemin en popüler elementlerinden gümüşün tacın bileşiğine karıştırılabileceğini fark eder ve saf altın ile altın-gümüş bileşiğinin birbirinden ayırt etme konularını düşünür. Oysa ki Fuat, kendince önemsemediği fakat toplumun önemsediği o muhteşem görevin sorumluluğunu üstlenerek, arkadaşlarının düğünü için annesinden borç para alarak aldığı çeyrek altından fazlasını görmemiştir bile. Düğünde çeyrek altını avucuna almaktansa, kuyumcudan aldığı kutuda altını muhafaza eder ve onun saf altın olduğuna inanır fakat Arşimet böyle değildir ve şüpheci yaklaşımıyla hamamdaki küvete girer ve o suları taşırır.

Zamanımızda su için kavga edenler olduğu, yakın bir gelecekte su için savaş verecek insan topluluklarının olacağı düşünülürse, Arşimet’in yaptığı bu lüks durumu maalesefki Fuat günümüzde yapamaz. Zamlardan dolayı suyu kullanmayı bırak, susayınca sudan ucuz olan çilekli Link’i bakkaldan almanın daha doğru olacağını bile düşünür.

Arşimetin hamamdaki küvete girer ve aynı anda geniş cüssesiyle küvetteki suları taşırır ve hamamdaki gümüş tasa gözü takılır. Altının hacminin bu gümüş tastan daha fazla olacağını tahmin eden Arşimet, altın tacı ve altın tacın yapımında kullanılan saf altını su dolu bir kaba koyduğunda, taşan suyun hacmini kullanarak tacın saf altından yapılıp yapılmadığını anlayabilecektir. Böyle büyük bir sorunun çözümünü bulan Arşimet, yunanca Evrekabuldum-, diyerek hamamdan çıkar ve krala durumu anlatır. Fuat ise değil hamama gidecek parayı bulmayı, evden çıkıp bakkala gittiğinde Evreka-buldum- diyebileceği tek şeyin, kara kaplı borç defteri olacağını iyi bilir.

Hikayenin sonunda, Arşimetin dediklerini uygulayan Kral Hiero, tacın saf altından yapılmadığını anlar ve yılların altın ustasının kellesini gözünü kırpmadan alır. Bizim yurtta bu ustaların yer aldığı ve kellesi hala kafalarında olan ustalar kapalı çarşıda halen yaşamaktadır. Onları da Fuat anlatır size, ama şimdi değil, bir sonraki bölümde. Ne demişler hamam tası gümüşten, yeni çıktı Arşimet o işten.


Yorumsuz kalmış! Sayenizde...

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*