Bilmediğimiz Kahramanlar

bilmediğimiz kahramanlar 1“Kendi penceremizden baktığımız dünyanın içine pek girememiş, bizce de hiç keşfedilmemiş, keşfedilse gönlün en güzel madalyalarından bir kaçını böğrüne takacağımız kahramanlar var.” diye düşünmüş o akşam Ada. Her zamanki gibi saat geç olduğundan(akşam saat: 9.00) anne paniğiyle yattığı yatağında, uykusuzluktan, ister istemez düşündüğü bir kaç lakırtı içinde geçip giderken bu cümle, bedeninde belli bir iz bırakmış ve tekrar düşünüp hatırlamış…

Derken “Gerçekte kim olur ki bunlar?..” diyen ikinci soru zihninde… Birinin cevabını bulamadan diğer sorunun önüne düşmesi kadar zor birşey olmadığını daha küçük yaşlardan beri bilen Ada, odasının yanmaktan korkan ışığını(yanarsa annenin odayı basıp, “daha uyumadın mı?” ihtarıyla karşılaşmamak için korkan ışık) elinin tek hareketiyle çabucak açıvermiş… Karanlık ortamdan aydınlık ortama geçen gözler, bünyeyi,şöyle bir silkip kendine getiricek, “anlatılmaz,yaşanır…” bir acıyi hissettirse de, aciliyetten bir kağıt ve kalem aramalıymış… Çünkü anne yan odadaymış… O yaşta karanlıktan korkan bir çocuk anne sevgisini(baskısını) de üstünde hissedince böyle olurmuş… Kimseye farkettirmeden bulduğu kağıt ve kalemi oracıkta buluşturmuş ve aklına gelen soruları bir bir yazmış Ada… Yazarken bir daha düşünmüş, yavaşlamış, cevap bulamamış ve tekrardan hızlanmış…

Pencereden içeri izinsizce giren güneş, sabahın varlığını Ada’nın yüzünde hissettirince, çapaklı gözlerini açmış Ada… Daha uykunun deminden çıkamamış bu ufak kızın, kendince ufak elleri, gece uyumadan önce yazdığı o kağıdı, yatağın içinde aramaya başlamış ve o yaşların deliliğiyle akan delikanı yüzünden yatağın baş kısmıyla ayak kısmının yer değişmesi sonucu bulmakta güçlük çekilen kırışmış kağıdımız, üstün çabalar ve ani hareketlenmeden dolayı uykudan uyanan bir beden sayesinde geç de olsa bulunmuş… Şimdi yapılması gerekenler dişlerini fırçalamak, temiz çoraplar giymek, okula hazırlanmak gibi rutin şeyler…

Güneşli bir sabahın, beslenme çantalı ve sırtta da vücudun ağırlık merkezini değiştiren okul çantasıyla evden ayrılan Ada, cebindeki kırışmış kağıdın içindeki soruları düşünmüş… Görmediği bir kahramanının olduğunu, bunu da bulması gerektiğini düşünmüş… Kendi yaşıtlarında gördüğü(özellikle kız arkadaşlarında) bir ünlüye sevgi besleme hatta onların tabiriyle “aşık olma, bitme, defter-kitap kapağına konuk olma vb.” durumlardan bugüne kadar uzak yaşamış Ada, cebindeki sorunun cevabı olan kahramanla tanıştığında da bu tip reaksiyonlar gösterirmiymiş?.. Öyle hissetmesi ve öyle yaşaması mı gerekirmiş?.. Miş miş… Ada’nın kafası karışmış ve arnavut kaldırımlar arasından seke seke yol alan bünyesi bir kenara çekilip soğuk bir kaldırımın(annesinin oturmaması gerektiğini söylediği kaldırımın) üstüne hafiflikten “kuş misali” konuvermiş… Bazen cevabını bulamadığınız bir soru, irdelenince başka sorulara sebep olup eskilerini bile unutturur… Ve işte ozaman da hayat karışık, kontrolsüz bir hale gelir…

İşte tam o anda, yüze çarpan güneş ışığından dolayı karanlık bir leke şeklinde gördüğü, ama yürüyüşünde bile farklılık olan bir kişi önünde durmuş ve Ona doğru bakmış… Futbolu sevmese, ofsaytın ne demek olduğunu bilmese bile, çizgi film olduğu için izlediği bir çizgi filmde, “Tsubasa“nın çektiği o kavisli şutdan sonra dediği gibi bir “voavv….” ister istemez çıkıvermiş ağzından… Ve uzaktan leke gibi görülen ama yakınlaşınca “voavv….” dedirten “Oadam” elini uzatmış ve Ona bakmış…

DEVAM EDİCEK 🙂


2 Yorum sayenizde...

hani derler ya yazı yazanın degil icinde kendini bulanındır,kendim gibi hissettim cok saol..

1

Beğenmene, kelimelerle hislenmene çok sevindim 🙂 Devamı da gelicek, yakındır 😉

2

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*