Bir yolculuk…
Özer'in Sepeti içinde yayımdadır. |
Bir yolculuk düşünün… Daha başlarken bulunduğunuz durumdan ötürü bitmesini istediğiniz, omuriliğiniz o günlük izinde olup sizi dik tutucağına at misali belden ayakta durmaya durmaya çalıştığınız bir yolculuk… Düşünmemek bile daha iyi galiba
Peki, tam bu duruma “alıştım…” dediğiniz anda hayatın silsilesini yediğiniz bir hareketle daha karşılaşırsanız ozaman ne düşünürsünüz?.. Daha ilk cümleyi düşünmeden ikincisine geçtiyseniz düşünmemişsinizdir. Fakat ilkini düşünüp durumun vahim olduğunu sezdiğiniz anda ise bu cümleden sonra nasıl bişey gelebiliceğini düşünmek bile istemezsiniz
Peki tamam, bu cümle ne ve bünyedeki etkisi ne ozaman… Hemen diyelim…
Bitip tükenmeyen yolculuğun, bozuk teybinden çıkan ses… Daha uygunu “ismail ..“adlı,üçüncü sayfa haberlerinde katledilen ya da katleden, tecavüzcü ya da masum kişilerin adlarını şeritli resimleriyle gösterirken yayınlanan haberlerdeki gibi ”YK.“ soyisimli şahsın söylediği bir parça… Tamam diyorsunuz… ”Düşünmücem…” Ve bu uğurda bu durumu kabullenip duymamazlıktan geliyorsunuz, dikkatinizi bile çekmiyor… Ta ki… O lafa kadar… Kulağınızın içini kemiren o lafa kadar… “Amca Oğlu İsmail” öyle rahat ki “Allah Belanı Versin!” diyor, o rahatlıktan ötürü bende “Amca oğlu…” diyorum… İlk defa duymadım tabi ki bu zilzileyi… Fakat omuriliğinize doğru iki kişi ayakta kalmak için baskı yapıyorsa, ve bu baskıyı görmeden belediye hala o arabaları kullanıyorsa, yolda 50 km/saat ile gidip 20 km’lik yolu 40-45 dakika da alırsa ne düşünürdünüz? Tabiki ilk ikisini düşünmediyseniz, üçüncüsünü de düşünmezsiniz ![]()


