Biriken Hayatlar

Her anın bir daha gelemeyecek kadar uzak; geçen zaman kadar yakın, olduğu nadide bir yaşamımız var. Birileri giderken başka bir diyarlara, diğerlerinin geldiği az evvel gittiğin dünyada biriken koca hayatlar. Uzay boşluklarını dolduracak kadar dolu geçen yaşamlar. Gün gelip son nefesin noktayı koyduğu anda kara deliklerin buyur edeceği anılar.

Ne çok şey biriktiriyoruz esasında. Gözünüzü kapatınca aklınıza, ilk gelenler. Belki eşin, belki sevdiğin ya da can dostun köpeğin, nankör dediğin kedin, ses çıkarttığı için şikayet ettiğin amma velakin apartmanda görünce, özledik gelin bir ara! dediğin komşun, işten güçten arkadaşların, kötü anların, rüyaların, hayallerini süsleyeceğini umduğun evin, krediyle alındığı için unutamadığın evin, hediyelerin; aldıkların değil ama genellikle sana gelenlerin. Erkeksen kadının, en çok da kadının. Hayatına girip, gözünü açıp kapayınca çektiğin, göz olmazsa da kalben gördüğün ve biriktirdiğin. Şu çok biriktiremediğin parayı bile, aslında gördükçe bir yerlerinden biriktirdiğin. Ne çok şey

Biriktikçe, ne de güzel dediklerimiz, birikmesini istemediklerimiz. Kısacası hayat, yani birikenler. Hayatlar. Tek kişi geldiğinde dünyada, ilk tanıştığın o iki isim. Anne ve baba. Anlam veremediğin bir vefa ile büyütülen sen. Seninle gelen ben ve diğer arkadaşların.

Güzel biriktir hayatını. Deste deste değil, tane tane al her şeyi hayatına. Senin için iyisiyle de gel, kötüsünü akla getirip de gel. Doğa ananın dengesini ve doğasını bozan insanoğlu olarak, apartman hayatına köyünü ekle. Residans yaşamına, görme engelliler için seslendirdiğin kitabını ekle. Yaşamının son günlerinde, seninde bir gün olacağı gibi, yardımcı olmaya çalıştığın hastaların son göreceği kişi, dost, arkadaş, yardımcı ol. Ne kaybedersin ki? Neleri kaybetmedin? Neler uğruna dediklerinle, güzel biriktir hayatını.

Eşinin gözlerini çek, koy hafızandaki en özel yerine. Gün gelip, hafızayı kaybettiğinde son göreceğin kişin o olmalı belki de. Gözlerini kapatıp, kendini görebildiğin en güzel manzarayla karşılaştır, işinin tam orta sıralarında. Stresin vücuduna yüklediği gerginliği almak için, anneden öğrenilen çorbayı yap akşam eve gelince ya da akşam eve gelme, varsa annen git onun yanına. Herkesin vardır annesi. Birilerinin annesi ol. Emzirmek için sütün yoksa, emdireceğin hayatın olsun çocuklarına. Onlarında emdikleri sen değil, sevgin olsun.

İki vakte kadar yolun var. Ama yol nerede ve vakit ne zaman gelir diye düşünme. Adımını yoluna göre değil, ayağına göre at. 45 numara giyiyorsan, büyük adım atma, düşersin. 36 numara giyenlerinde, büyük adım atacağını sanma, yanılırsın. Hayatın dengesini, hayatta değil. İçinde ara. Kalbine can veren kanını, bağışla başkalarına, ki onlarında can görsün kalbi. Üç günlük dünya be arkadaş. Güzel yaşa!

 


Yorumsuz kalmış! Sayenizde...

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*