Büyüdük

büyüdükte büyüdük be 

Neydi büyümek?.. Åžu sıralar, oltasına düştüğüm eski bir evin içinde, bir zamanlar yapamadığım o ÅŸeyi bu defa bir kereye mahsus ta olsa baÅŸarmak için çalışıyorum… Bir kereye mahsus… Aynı çocukluÄŸum, gençliÄŸim-ÅŸu halim- ve yaÅŸlılığım-gelecekteki halim- gibi… Bir kereye mahsus… Hayat,  ozamanlar havaalanı olmayan bir ÅŸehirde benim pilot olup kontrol kulesinden izin almadan kollarımı açabildiÄŸince açarak, “Seni bu kadar çoooookkkkk seviyorum!!!” duruÅŸuyla, yolcusuz havalandığımı sandığım dönemlerde dahi bana bir ÅŸeyler vermiÅŸti, adı ”Çocukluk“… O dönemler doyasıya yaÅŸamak ve onu korumaya çalışmadan kendi halinde bırakmak ÅŸarttı… Ee… Büyüdükçe omuzlardaki yükün artacağını ve bir 30 yıl-max.- sonrada bu yüklenmeden dolayı kambur bir şekillenmeye uÄŸramış bedenimle, zorlaÅŸmış, yozlaÅŸmış bir Dünya’da yaÅŸayağımı o dönemlerde nerden bilebilir,kimden duyunca dikkate alabilirdim ki?..

Okumaya devam »



Kağıttan Gemiler Yapmak

Kağıttan gemiler yapmak...Yolcusu, çalışanı, kaptanı olmayan, yanı başında izleyicisi, küçük,büyük ellerle inÅŸaa edeni ve kendince asaleti olan o masum teknelere hissettiÄŸim hazı anlatır bu yazı… Ve şöyle baÅŸlar… Bir zamanlar sizinle-kağıttan gemiler- ne uÄŸraÅŸmıştım be! Evet, önceleri sizi baÅŸkasının elinde görmüştüm ve baÅŸkasının elinde olan halinizde aynı kıvamda çok ve çok güzeldi, ama benim gemilerim kadar hala deÄŸil :) Bu uÄŸurda sizler için çok kağıt harcadım, yaparken de hiç bir masraftan kaçınmadım da “Mopak” kağıdın vurdum dibine, yeri geldi koca bir filo oldunuz-suyuna göre- yeri geldi ufak bir taÅŸ taşıdınız çapa niyetine gövdenizde ve en misafir perver halinizle… Tamam, belki saatlerce yüzemediniz olduÄŸunuz yerde, sizi bekleyeniniz bir ben oldum, yolculuÄŸunuza tek ben el sallamış, yine bir ÅŸekilde sizin gövdenizi ben ıslatmış olabilirim ama kızmayın bana… O dönemlerin eÄŸlence kaynağıydınız ve ben ozamanlar tıpkı bügün ki gibi hayatım için kendime göre bir ÅŸeyleri denerken, size de o hissi hissettirdim, “Acaba gövdesi ıslanırsa ne olur? Acaba ÅŸu taşı koysam çeker mi? Ve acaba yelkenli dedikleri de olabilir mi bu gemi?” gibi türünden sorular bu yüzden türettim ve bu soruların cevaplarını hep sizin üzerinizde yine ben denedim… Umarım beni “öteki” dedikleri “Dünya“da yemekte tabağımda kalan o son pirinç taneleri gibi kovalamaz, “fasülye” gibi bir köşeye sıkıştırıp gazsal bir baskı yapmaz, “brokoli” gibi süpürge tipli saçlarınızla beni koÅŸturarak yormazsınız… Üfff… Çocuk olmak, bazen öyle kalmak, kimi zamanda onları kıskanmak, NE ZORMUÅž :)

Okumaya devam »



Uykuya Bulanırcasına

Uykuya bulanırcasınaUzun süren konuşmadan sonra, içimde bir şeyler 
bir yerlere doÄŸru hareket etmek için izin istiyordu… Kanımdaki genç deliler,
kanımı çoÅŸturdukca anladım ki, saÄŸlıklı düşünülmüyordu bu kapkaranlık Dünya‘da… Hemen camı açıp en yakında ki balkona doÄŸru baktım… ÇocukluÄŸumdan beri bu balkonu ve misafir ettiÄŸi konukları hep neÅŸeli ve dolu bulurdum… Bende bu neÅŸenin getirisindeki gülücüklerden mutlu olup en kötü zamanımda dahi bir insan gülmesine kendimi mutlu edebiliyordum… Ama Dünya öyle bir dönmüştü demek ki, yer öyle bir sallanmıştı ki, bugün o balkonda hiç bir yaÅŸam belirtisi yoktu… Daha doÄŸrusu üzerinde yaÅŸadığımız ÅŸu Dünya‘da saÄŸlıklı bir yaÅŸam belirtisi artık kalmışmıydı?.. Bugün bu balkon ve içimdeki ÅŸu koca sıkıntı yüzünden Dünya dönmüyor bile olabilirdi… Öncesinde fazlaca dönmüş Dünyamız biraz dinlenmekte bile olabilirdi… Olabilirdi, olabilirdi… Nerden biliyorduk ki Dünya‘nın döndüğünü, kendi gözleri dışındaki nesneler tarafından algılanan ÅŸeylere bile inanmazken insanlar, sözler durumları kiÅŸileri ve duyguları bile deÄŸiÅŸtirmeyecek kadar kısır olduysa bu zamanda, nasıl inanabilirdik ki?.. Nasıl inanabilirlerdi?.. 

Okumaya devam »