
Bir gavur memlekete gidilen yollar taÅŸlı ve baÅŸlı da olsa; az uz deneyimle diyorum, ilim ve bilim neredeyse oraya gitmek için yırtınmalı insan. Gavurdu, yok bizden deÄŸildi, vb. safsatalarla günü geçirmek; olduÄŸun yerde saymanı, mahallenden dışarı adım atamayıp sadece dedikocu teyzeler tarafından “Bunun oÄŸlanda çok evde durur! Kızı da evde kaldı!” ÅŸeklinde namelere konu olmanı gerektirir. Mahallenin isimsiz dedikocularına karşı göbek kaşıtırcasına konu olacağına, elin gavur ellerinde herkesten uzak sade ve kendine ait münzevi bir hayat yapsan; gerçekten kendin adına en iyisini yapmış olursun… Devamı… Bla, bla… Bla bla…
Yazının çıkış noktası aslında…
Yazının çıkış noktası, bu dünyevi yaÅŸamında kendi için bir ÅŸeyler yapmaya çalışmış bendenizin; bir gün “Aha benim coÄŸrafyam iyi deÄŸil miydi ya? Aa bak ÅŸurası Amerika? Gitsemde görsem!” deyiÅŸiyle keÅŸke baÅŸlasaydı. KeÅŸke diyorum. Hayat kavgasının sopaları sırtıma sırtıma düşerken, kaliteli bir “CV” ve oradaki ilimi, bilimi buraya verme; gördükleri dillendirme uÄŸruna parasını biriktirmeye çalıştığım Amerika yolları, nihayetinde bir atağımla gerçekleÅŸmek üzere kaldı. Üzere kaldı. Çünkü gavur ellere bilet lazım, yolcusu hazır uçaÄŸa benimde bir bavul atmam lazım… Üzere kaldı… Çünkü yolculuk yapmak adına pasaportumu da cebime katık gitmem lazım… Üzere kaldı…
Önce yol uÄŸruna umutları doldurmalı, sonra cebe parayı atmalıyım… Bunun ne demek olduÄŸunu öğrenci bünyeye katık sevdalıysanız anlarsınız. Sevda da böyle bir ÅŸeydir çünkü. İleriye baktığınızda yareninizin elini görmek istersiniz elinizde, fakat yar sizden uzaksa o elleri tutma uÄŸruna oralara kadar gitmeyi denemez misiniz? İşte benimde hikayem burada baÅŸlıyor. “Camp Leaders” adındaki bir programla yurtdışına-Amerika’ya- gidip orada belli özürde olan -onlara göre “special needs” grubu- tayfayla vakit geçirmek istiyorum. İnsanlığın en önemli kısmına, Freud‘un da dediÄŸi gibi, sadece özüne yani ID‘e ulaÅŸmaya çalışıyorum. “Bu yolculuk + Manevi tatmin + Gelecek üstüne güzel bir plan baÅŸlangıcı = Tamamiyle mutluluk” denklemini kendime dillendirirken… Yukarıda görülen iki çocugun yüzüne bakıyorum…
Ve umut diyorum…
Bu denklemin getirisi olsun bu umut.

-
Yorumsuz kalmış! Sayenizde...

TrackBack URITrajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...