Korkarım Güzelim

Yüzümde tüy bitmemiş zamanlarımı, gençliğimi kimse bilmez… Önlük ve kırmızı kurdela şirinliğinden, ortak giyilmesi gereken diğer saçma kıyafetlere geçiş dönemini çok başarılı yapamamış garip bir adamın sayısız düşünceleri, kavgaları oldu aslında… Dünya‘ya karşıydım, her şeyi monotonlukla sürdürülmeye zorlanan bir Dünya olmamalıydı yaşadığım, farklı olmalıydı. Elele tutuşup şu yerküre Dünya‘nın dönek olarak anılmasından bihaber yaptığımız halka da cıvıldaşmalarla zamanımı geçirirken; anaokulundayken dudağımdan öpen ve koca bir günü kırmızı bir yüzle geçirmemi sağlayan o kızın gelecekte bir intihara kurban gidişine tanık olmamalıydım mesela. Dünya bu değildi… Sevgilerini bardakta kalmış dudak izleriyle bir geceden fazla tutkuyla yaşayan bedeni, hara hırpa siper etmemeliydim. Dünya bu değildi… Elini elimde hissettiğim yıllarımın kahramanını Dünya genelinde yakanılması zor bir hastalığa kapılıp gözlerini yumduğu o gün, bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında saatlerce düşünüşlerim, düşüşlerim, dalgalarla gidip gelmelerim, duvardaki sıçan delikleri kadar küçük olmadı

Dünya bu değildi… Hiç bir zamanda korkumdan dolayı davalarımı bırakmadım, bırakmazdım, içimde yeşeren umut tarlalarının ortak yolcuları hep çocuklardı, öylece kaldı, yaramaz olanlar, yüz yapılarından dolayı mahsun görünmek zorunda kalanlar, özel günlerde heyecanlanan, istiklal marşında tüyleri diken diken olan çocuklar… Kıskanç, kötümser, yüzleri asık ama tek istedikleri sevilmek olan, sevgi olan çocuklar… Dünya bu değildi… Bir düzine asık suratlı insanlar arasında yuvarlak masa etrafında geçen sıkıcı konuşmalara ne tanık olmak, ne de bağlı kalmak istedim ben… Hakları çokca belirginleşmiş ve özgür olmak, adaletin terazi kefeni sistemine dahil olmadığı ve art niyetten uzak farklı bir Dünya istedim… Varyasyonlara katık gen alışverişlerini, binlerce spermden birisi olarak doğan her birey adına, yani şanslı olmalarına devam edercesine yapılmasını istedim… Bir sevgi yarattım sonra, toy dönemlerim en kısrak ve yaşlı sevgisi… Seçimlerinde duygusal ve sayısal zekasının ikisini de kullanan bir adam olmak yerine, fazla kayıplara gebe hayatlardan kaçmadım, sevdim… Dönemin yazımsal kitaplarının yanında benim yazdıklarım, sadece edebiyat dünyasında yer alsaydı, belki de daha da çok severdim, yazdım, senli ya da sensiz yazışlarım, tek gecelik geçen hayatları uzunca süre yaşayarak yazdım, seviştimDünya dengesizliği üzerine fazla kafa yormadan sıcak bir el tuttum benimle gelen, haydi dedim, şu eski çizgi filmlerinde ki gibi sevdiceğimi salıncakta sallamak istedim, olmadı, benim en şevkli anlarımda yanımda olan sevgilinin enerjimi yiyişlerine bu kavganın daha en başında kabul etmiyorken, bir anda çoğumuzun düştüğü o mavi-yeşil görünümlü zifiri karanlık Dünya‘ya düştüm sonra… Dünya bu olmamalıydı dedim… Korkmadım güzelim… Yanı başında olduğum gibi dingin, bir o kadar deli kanlı bir şevkle zifiri karanlığı aydınlatmaya çalıştım… Korkmadım, ama korkarım güzelim bu beyazlaşmaya aday Dünya‘da ışığımı yiyen sen yoktun ve hiç olmadın… Öpüldün sadece… Eski resimlere katık gezintilerimin kağıtlarına bulaşmış sevgiler oldun, yormadın, öylece kaldın


Yorumsuz kalmış! Sayenizde...

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*