
Üçgen Dünya’nın yuvarlak olduÄŸunu öğrendiÄŸimde yaklaşık üç yaÅŸlarında, iki cetvel büyüklüğünde bir adamdım. Uzaktan geminin önce bacası göründüğünde sonrasında geminin diÄŸer objeleri, kamaraları, varsa kontrol kulesi ve hatta çapası dahil geleceÄŸini bilen oldukça hınzır ve ukala bir çocuk. Garip bir ÅŸekilde istediÄŸim o ilginç tatlıları yediÄŸim bir çocukluÄŸum oldu benim. KomÅŸumuzun kızına bir gün yan gözle bakmadım, ta ki bahçede elimde tahta parçası dolanıp Dünyayı ben kurtaracağım deyip, siyahi tende bir çingeneden dayak yediÄŸimde, karşı komÅŸumun kızı hislenmiÅŸ yanıma gelmiÅŸti. Eliyle ÅŸiÅŸen alnımın bir bölümünü dokunmak istedi, o yaÅŸlarda hepimiz saf duygularla yaÅŸarken ben üstü kapalı düşüncelerle utandım ve izin vermedim. Yazık geçenlerde kızcağızı deÄŸil de babasını gördüm. Kendisi polis olan babası GBT(açılımı neyse; bkz: Genel Bilgi Toplama) sorgulama yapmak için yanıma yanaÅŸtığında “Zeki Abi…” sevincim bıyıklarının da çatılmasıyla bozuldu, diyemezdim o an ben seni tanıyorum diye, kırk yılın Zekisi arkadaÅŸlarının yanında “abi” olamazdı, olmadı da.


