Acınası Gerçekler

Fazlasından yaşadığını hissettiğin günlerden birinde; etrafındaki en nice şeye-hayata- bakıp, kuş seslerini dinlemek ve cepte üç kuruş olmadığını bilip cılız ses tonuyla “hayat güzeldir!” demek. Ne çok isterdim bu hikayenin başı hollywood yapımı hikayeler gibi mutlu gülücüklerle; iki nokta yanına parantezi kapatmalarla başlasa, bitse ve de öyle gitse. Ne yazık ki, tarihin tekerrürden ibaret olduğu topraklarda, mutlu anları acılarımızı monte ederek duyumsuzlaşıyoruz.

Okumaya devam »



Artık Sana da Sayfalarca…

Dünya üstünde varlığını bildiğim ama bulamadığım şeylerden bahsedeyim… Senin için, sana yazdıklarımdan. Hayatlarından geçerken “biz” olmuş diğer kadınlara da yazdığım gibi, gün geldiğinde bir yerlerden senin için deyazılmış, altında tarihi; imzası yer edinmiş kağıtlar çıkacak. Ve ben onları şimdiden benim dahi bulamayacağım yerlere saklayacağım. Ben bulamayacağım. Bu filmin içindeki yaşlı adam rolündeki tiplememi uzaktan izleyip, sana olan cümlelerimi genç eller tutacak; güzel gözler süzüp okuyacak ve gün gelecek, seni sevişlerimi benden daha çok bilen  onlar da olacak.

Okumaya devam »



Senden Sonra ki Sabahlar

Kuş seslerinin cıvıldaştığı bir sabahtan, kedilerin kavgasıyla uyanmak gibi toksik bir etkiyle kalktım senden sonra ki sabahlar. Karşı dairede ki yaşlı amca seni sorduğunda nedensiz kem küm edişlerim konuşma sonunda beni bir hayli sinir etse de sonradan farkettim ki, senden sonra kaçışlarımda şu Dünya‘da sensiz oldu.

İlk maaşımı aldım ve konuştuğumuz gibi bütün parayı en küçük kağıt paralar olucak şekilde bozdurarak yastığın içine iliştirdim; sanıldığı kadar “Var yemez amca” sefasını bünye de çekememiş olsam da ve boynum sabaha kadar tutulmuş olsa da, senden sonraki sabahlar ben eksiklerimi bozuk bir ruh haliyle sensiz olduğuma sürdüm de öyle çıktım işin içinden…

Okumaya devam »