Pamuk Prenses ve Pamuk Prens-Önsöz

Pamuk Prenses Ve Pamuk Prens

Yazılarım aslında çok da net şeyler değildir. Kim bilebilir ki? Bir yazıyı yazarken aslında arka tarafta onlarca yazı yazdığımı ve bazen hepsini de bir yazının içine kattığımı… Yazıların da benim için masallar gibi böyle bir güzelliği var işte… Ne kadar yazarsan yaz, bir masal, hikaye ya da yeni yapma bir puzzle’nin içinde kaybolabiliyorsun. Olaki kaybolduğunda ve içinden çıkmaz bir hal aldığında, yaratıcılığını öne çıkarıp başlıyorsun, yazının kaçış-bitiş noktalarını aramaya… Aslında kolay bir iş değil. Ki ömrünüzü yazılarla beraber kağıtlara ya da şöyle diyelim, ömrünüzü bir yazı tahtasına yazmak, yer yer sığdırmak, acaba şuralarını silsem ve şunu eklesem, tata.. Buldum, buraya bu iyi gitti iyiki varsın “bu”, vb. heyecanlara kapılmak zor, ama çok da eğlenceli 🙂

Yıllar öncesinden aklımda kalan bir masaldır bu, “pamuk prenses” ve aslında yazılarımın hepsinin yıllar öncesine bir dayanağı olması da masallarla çokca kaynaşmamıza gebe olmuştu fakat “pamuk prenses“le yıllar içerisinde pek kaynaşamadık. Masalın genel geçerliği, her şey de olduğu gibi değişen Dünya’nın deli dolu akımlarıyla açıklansa da yazılarımın geçerliliği tamamen kendi deli doluluğumdan kaynaklıdır ama şimdilik masalda gerçekleşen deli dolu akımları küçük bir örnekle dillendirmek istedim. Hemde örnek cümlemi açıklayıcı cümle haline getirerek. Başlıyorum… Misal, 1970 dönemlerinde barış yandaşları barışı anlatan masalları dünyaya anlatırken, 1980 döneminde bir anda bu hikayeler ara bir kıvama yerleşti ve “barış” diyenlerin yönetimsel şiddete maruz kalmalarıyla “barış” kelimesi “savaş” ile anılarak ve birazcık “barış, ama savaş olmadan barış olmaz!” sözü o dönemlerde karşımıza bir kere daha çıktı. Dönemsel deli doluluk böyle bir şey iken ben niye o dönemlerin “pamuk prenses” ile kaynaşayım ki, 2008‘e has “pamuk prenses” masalı yeni bir güncelleme geçirip “pamuk prenses ve pamuk prens” olarak niye akıllara yazılmasın? Ve yaratıcı insanoğlu olarak ben-ki kendimi övmeyi sevmem demem gerekiyor galiba bu cümleden sonra-, bu masalı nasıl uyarlayabilirim…

Bakalım görücez 😉


3 Yorum sayenizde...

Birlikte inşallah göreceğiz…

1

Benim anlamadığım bir olaydır bu pamuk prenses ve 7 tane cüce bir evde yaşamışlar uzun süre, hikayeye bakar mısın? Nedir şimdi bu prensesimizin acayip bir fantazisi mi varmış özercim.

Aytaç Abin Dumlupınar Yurdundan (Çekici Aytaç)

2

Peruk naber olum ya…Nasıl gidiyo…Bu önceki yorumu Özgen yapmış altına da benim adımı yazmış…Ben değilim yani…Haberin olsun…Ben sana bişey yazdımmı içinde kesin peruk geçer bilirsin….:)

3

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*