Senden Sonra ki Sabahlar

Kuş seslerinin cıvıldaştığı bir sabahtan, kedilerin kavgasıyla uyanmak gibi toksik bir etkiyle kalktım senden sonra ki sabahlar. Karşı dairede ki yaşlı amca seni sorduğunda nedensiz kem küm edişlerim konuşma sonunda beni bir hayli sinir etse de sonradan farkettim ki, senden sonra kaçışlarımda şu Dünya‘da sensiz oldu.

İlk maaşımı aldım ve konuştuğumuz gibi bütün parayı en küçük kağıt paralar olucak şekilde bozdurarak yastığın içine iliştirdim; sanıldığı kadar “Var yemez amca” sefasını bünye de çekememiş olsam da ve boynum sabaha kadar tutulmuş olsa da, senden sonraki sabahlar ben eksiklerimi bozuk bir ruh haliyle sensiz olduğuma sürdüm de öyle çıktım işin içinden…

Manidar bakışlarla süzdüm durdum etrafı, o kadar donuk ve dalgın bakar olmuşum ki; bir gün yürümekte zorluk çeken tanımadığım bir teyzenin “Yavrum ne oldu ah…” sorgu sualine tutuldum; dilimin ucunda adın ve sana suçlamalarım var iken teyzenin “Ah gençlik… Gençliğinin farkında ol!” tümcesiyle bambaşka şeyler tattım senden sonra… Çok fazla toyduk ve seninle beraber ve senden sonra ki sabahlar, bu toyluğa hayret ederek; birbirimize katamadıklarımızı, birbirimizden götürdüklerimizi “Nasıl olur?” merakıyla düşündüm durdum.

Boş kalan çerçevelerim oldu senden sonra ve sonra ki sabahlar bu çerçevelerin üstündeki tozları nizami ölçü ve zamanlamalarla bir güzel alıp senden kalmış eskinin tozlarını ciğerlerime çektim; seni çekermiş gibi ve senden sonra ki her sabah.

Birlikte oturduğumuz ikili koltuğu üst katta ki öğrenci çocuklara verdim senden sonra ki bir sabah. İkili koltuktu adı üstünde olan ve ben artık tekildim, öyle düşündüm de verdim. İki gün sonra da çocuklara rica edip, bahane uydurmayı beceremeyerek, koltuğu tekrardan aynı yerine geri koydurttum; hem evlerine taşıttırdım koltuğu, sevinç yaşattım; koltuğun aynı yerde öylece durduğunu görünce de kendi kendime hüzne boğuldum ve senden sonra ki hiç bir sabah, gün, ay, yıl; o koltuğa ne kendim oturdum ne de başkasını oturttum

Sen yoktun ve senden sonra ki sabahlar bu acımsı, kerkik duyguları içimde hissederek gözlerimi açtım ve her gün baktım körüklü sobaya… O, yanmıyordu ama ben senden sonra ki sabahlar dilim, dımağım kururcasına yanıyordum… Sen yoktun ve senden sonra hiç bir sabah; güneş, seninle baktığımız gibi gözleri büyüleyen güzelliğiyle doğmadı, farklıydı sen yoktun ama hikayesinde Sen‘in olduğu başka birileri vardı, onların sabahları; onların günleri de senden sonraydı…


Yorumsuz kalmış! Sayenizde...

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*