Sene “BİN DOKUZ YÜZ…”

Senebindokuzyuz...Bundan taaa yıllar önce, bizim zamanımızda, “BigBubble” adlı sakızlarının çam sakızlarıyla beraber pazarlarda güzel köylü annelerimiz tarafından satıldığı, develer tellal pireler berber, insanoğlunun bu tür hayvanlar gibi meslek edinmediği mağara yıllarında, bir “İdris” amcam yaşamıştı… Kendisi her iki cümlesinden birinde “bizim“, diğerinde “zamanımızda…” dediği gibi, çok da tonton ve yanaklarındaki etlenme nedeniyle dolu dolu konuşan neşeli bir adamdı… Mahalli eşraf tarafından çok sevilen, kahve önünden geçerken en az bir düzine insan tarafından “buyur,hoşgeldin!” gören, canı sıkkın olsa dahi mahallenin cocuklarıyla anlaşmayı seve seve başaran bir “İdris” idi… O ki, onunla tanısmamızda bu “İdris” den dolayı oldu…

Bir gün, mahalleyi fotograflamaya giderken karşıma çıkan mahalleliye “Mahallenin röportajını yapıcam üç,beşte fotoğraf çekicem, muhtar nerede?” dedim ve cevap olarak da gerile gerile söylenmiş “Buraların muhtarı İdris Abi’dir.” yanıtını aldım… Bir şeyi ararken onu hemen bulmak istiyorsanız aradığınız şeyi herkese sormalısınız, e bu da çok normal 😀

İdris amcayla işte o sırada “Kim bu adam?” sorusunu düşünürken ve sağa sola bu soruyu yöneltirken tanışmışlığımız oldu, ilk etapta beni sınayan gözleri savunma kalkanlarımı harekete geçirse de yabancı nesne olmadığını anlayıp bir güzel güverteye çıkardım O’nu.. Sıcaklığı ve duruşuyla yer çekimi gibi her an insan çekimine neden olan bu adam, bir de güzel anlattı ki mahallesini, bende bayılmışım onu dinlerken-bu farazi değil, cidden tansiyon düşmüş herhalde bayılmışım- ilk solugumu da aynı tonton amcanın dükkanında elim,bağrım kolonyayla kokarcasına bir koltukta aldım… İdris amcanın “bundan taa,bizim zamanımızda,sene bin dokuzyuz vb.” lafları o ay ki röportajda eksiksizce çıktı ve çok beğenildi… “Eski toprak” tabiri insanların bu laflarını özler oldum bu aralar…

Anlatırken geçmiş zaman’ı tercih etsemde İdris amca şu anda bile geçmedi benden… Eminim ki bu yazıyı bir şekilde İdris amcanın karşısına çıkarsam okumadan ve hatta bakmadan, eski “Cumhuriyet” gazetelerini okumayı ister ve beni görünce de “Eskileri getirdin mi?(gazeteleri)” diye gözlerinden gülerdi…


5 Yorum sayenizde...

çok keyifli bi yazı olmuş.okurken idris amca ve ‘bizim zamanımızda’ deyişi gözümde canlandı.tuhaf bi eskiye özlem doldu içmde. eline sağlık…

1

Gene döktürmüşsün Özer 😀

2

Özerim bizim köy geldi aklıa 🙂 İntepede köyün delisi vardır bilirsin dimi, onu kızdırmak için oyuncak cep telefonu fırlatırlar yere, kırarlar o adamda söver söver söver.

Neden aklıma geldi diceksin, küçük yerlerin bu güzeliğinin sürmesi, hala bazı değerlerin kaybolmaması, bilgili insanlara hürmet gösterilmesi, o sıcaklık.. Bambaşka, bilirsin.

İdris amcanın zamanında, sene teee bindokuzyüz bilmemkaçta bu varken günümüzde buna hasret benim gibi gençler olduğuna eminim. 🙂

3

hoş bi yazı olmuş…kuvvetli bi kalemin var belli…
bazı değerlerimiz maalesef onlarla birlikte yok oluyor…zaman nasılda bu kadar çok çabuk değişiyor:((

4

güzel yorumun için teşekkür etmeye geldim ;-))

5

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*