Siyah Adam Beyaz Çocuk

Kaldırımı bozulmuş sokaklarda, bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında öylece durmuştu. Daha az önce koşarak kaçtığı, karanlık koridorlarıyla labirenti andıran o evden, elinde beyaz bir mendil ve çakmakla çıkmıştı. Çok da yakındı bu içinden çıktığı, kaçmak zorunda kaldığı zamanlardan, karanlık evden. Çocuktu. Yağmurun altında elinde kalakalmış bir mendil ve çakmakla beraber ufka bakarak öylece duruyordu. Etrafında onsuzmuş gibi geçen bir hayat, öylece dururken bile durmuyor, bilinmedik görülmedik diyarlarda kim bilir neler oluyordu? Çocuk buna takılmıştı. İçinde olduğu durumun getirisi yağmur damlaları bu ürkek çocuğun yüzünde tokat atarcasına şiddetlenerek düşüyorken, çocuk yalnızca masumiyete takıldı.

Elinde tuttuğu bir paket mendille, bu Dünya‘nın “Bir dünya bırakın biz çocuklara!” diyerek haykırdığı ve kahretsin ki bırakılmayacak kadar pisleşmiş, kirlenmiş şu Dünya‘nın, neresini ne kadar temizleyebilirdi ki? Bunu düşündü…  Dedesinin ona emanet ettiği şu güzelim şarkının üstüne, o hangi şarkıyı söyleyebilirdi, söylesinler diye ondan sonraki çocuklara, hangi şarkıyı yazabilir ya da ezberleyebilirdi? Bunu düşündü… Uzaklardan gelen yağmur damlaları minik bedenine düştükce, önce elbiseler çocuğun vücuduna yapışır gibi oldu;  sonra da düşünceler kalbinin etrafını sarmış onu ve hızlı atan kalbini taşlaştırırcasına sıkıştırıyordu. Kalbi ağrıdı…

Elindeki çakmağı alıp, orada her şeyi yakmak yıkmak istedi sonra… Ağrıyan kalbinin getirisi bir cümleydi bu. Kalbi ona diyordu ki, yak bu küreyi, kötü diye gördüğün her şeyi yak! Korkma

Korkmuyordu… Bir iki adım ileri attı kendini, uzun süre yağmurun altında kalıp bir iki adım yürüyünce, başında birikedurmuş damlaları gördü gözleri. Bulanıklaştı sonra her şey… Elindeki çakmağa baktı… Koca bir Dünya‘yı insanoğlu-kızı olarak hayvanca kullanmışken, büyüdükçe içindeki çocuktan çokca uzaklaşmış, diplomatikleşmiş insanların kavgalarında Dünya‘nın dedikleri çocuklar harcanırken; elindeki bu çakmakla ne kadar şeyi yakabilirdi? Keşke her şey bir resim olsa ve o anda çakmağına sarılsaydı, bir aleve kararıp tozlaşıcak bir resme baksaydı keşke…

Duraksadı… Ve

Kötüleşen Dünya‘nın da duraksamasını bekledi…

Olmadı…

Ümit etti

Damlalara maruz kaldı…

Umut etti


4 Yorum sayenizde...

Kötü olan şeyleri ortadan kaldırmak için;evde bilgisayarımın başında hiç birşey yapmadığımı hissetirdi bu yazı bana.Belki biraz duyarlı olmam gerektiğini,belki de “artık yeter demem gerektiğini hissettirdi.Belki sen farklı birşey kastettin ama benim içimden gelenler bunlar oldu kardeşim.”Elindeki çakmağı alıp, orada her şeyi yakmak yıkmak istedi sonra… Ağrıyan kalbinin getirisi bir cümleydi bu. Kalbi ona diyordu ki, yak bu küreyi, kötü diye gördüğün her şeyi yak! Korkma” en çok hoşuma giden bölümüydü burası da.Biraz öğüt verir gibi,belki de biraz gaz verir gibi.

1

Kardeşim benim siteme de bir reklam katkısı yaparsan çok sevinirim haa.Tabi burası blog biliyom da belki kenara köşeye sıkıştırısın.Biliyosun getirisi var bana 😀

2

Umut etmekten başka yapacak bir şeyleri olmuyor çocukların…

Hepimiz çocuk olduk… iyi biliriz…

Yüreğine sağlık…

3

Asıl hepinizin yüreğine sağlık. Bedeni solmuş vücutların arasında dolanırken bile, düşündüklerime yakın birilerinin olması, düşündüklerimi bilen birilerinin olması, en önemlisi de bunca yazının içinde insan olması, benim için en özel olan şey… Hepinize çok teşekkür ediyorum…

Teşekkür ederim kerem. Teşekkürler Cemali.
Sağlıcakla kalın!

Dipnot: Kerem kardeşim internet sitenin bir ayarlama çektim, alttan alttan yaptım bir şeyleri, gönlün rahat olsun, sana gelen bana gelir 🙂 Getirin getirimiz olur, dostlar sağolsun 😛
Sağlıcakla kal!

4

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*