Tesellisi Olmayan Ayrılıklar

Üç ay oldu… Garip bir tebessümle sarsılmış, kendini kaybetmiş o zayıf bünyeyle karşılaşalı tam olarak üç ay on bir gün… Önce güneşli bir pazar sabahı, gazetemi erkenden almaya her zamanki pijamalarımla çıkmış, yüzümde güne hazırlanış etabında ki saf gülüşüm ve elimde yere her basışımda sesiyle üstündeki gereksiz metal parçalarını hala hatırladığım anahtarlarım ile markete doğru yol alacağım o gün, apartmanın merdiven kenarında, gözünde çoktan dışarıya fırlamak niyetinde ki yaşları ve o güzel mi güzel buğday renkli saçlarının arkasına gizlenmiş masum yüzüyle karşılaşmıştım…

Tanrı bir “DÜNYA” yaratırken ve bunun getirisi fazlaca meşgulken, yaşasınlar diye yarattığı, kendi kullarına dağıttığı, göreceye bırakılmayan herkesçe farkedilen güzelliklerin çoğunu-bildiğim kadarıyla hepsini- o anda karşımda duran şu beyaz tenli kıza başkalarına adil davranmadan fazlasıyla vermiş olmalıydı… Şu anda bu durumun bir ben, yukardaki yüce güçtanrı– ve apartmanda o anda bize eşlik eden her sabah aynı zamanda akşam bir kap sütle beslediğim minik, nankör olmadığı gibi sevgisini çokca gösteren yavru bir kedi farkındaydı…

Ürkek bakan yeşile çalan gözlerinin ağlıcaklı bir havaya bürünmesi ve ardından yere düşen bir kaç gözyaşıyla birlikte içinde bulunduğumuz bu farkındalık durumu, kedicik ve benim adıma bir anda değişmiş olsa da, içimde can atan başka bir duygunun, ona yardım etmem gerektiğini bana zorla anlatan o hissin bedenimi esir almasına engel olamamıştım… Bedenim titriyor, konuşsam sesimin kısıkca ona ilişeceği hissini çokdan kabul etmem gerektiğini bana hatırlatıyordu… Ona yardım etmek istiyordum… “Ağlama!..” demek, yakınında olmak… Sahi… En son ne zaman sesimin böyle özel birileri adına daha önceleri hiç duymadığım bir tonda etrafa yayılışına tanık olmuştum… Ha, ne zaman?..

Tesellisi olmayan ayrılıklar” haftalık bir yazı dizisi ve serisi yaklaşık olarak 20-25 bölüm dolaylarında yayımlanacak bir “e-roman” projemdir… İlktir ve bir o kadarda özeldir… Abonman alanından abone olarak da her hafta bu ve bundan başka yazdığım karalamalar e-posta adresinize güzelce gönderilir… Sadece bilgilendirmek adına bu laflar burada edilir!..


3 Yorum sayenizde...

Hayat hiçbir zaman adil değildi ki kimine güzel bir yüz verirken bir yerden de hayatından çalmıştı.Dengesizlik burda.

Yazı güzelmiş ozırr takip edelim bakalım:)

1

Yardım hissi uyandırmış. Onu hiç tanımayan bir adam bile onu düşünür, ona yazılar yazar olmuş.

Bu sanırım güzelliğin güzel olana sağladığı bir güç. Kişileri etki alanına çekebilme.

Ağlayan kızımız gücünün farkına varacak birgün. İşte o gün onu ağlatan sebebin vay haline derim ben.

2

E-roman‘ın giriş sayfası tadında olan bu yazının devamında, eski dallas rüzgarları gibi git-gel durumları, merakta bırakılan sonları, hayatın içindeki çoğumuzun gördüğü fakat sıradanlaşan o değerli şeyleri bir de bendeniz ağzından duymayı; tabi ki bu duyuşun sizce sıradan cümleler, bilinen kelimeler dizisiyle değil kendimce yapmaya çalıştığım bu e-roman’daki iki insanın ve diğerlerinin dünyasından görmeyi becermeye, yaşatmaya çalışıcaz… Bu arada bayram haftasında serinin ikincisi de yayınlanmakta olucak… Kısa değil de biraz uzun tutmaya çalıştım, e hadi bakalım 🙂 “Siniri Bozuk” takma adının gerçeği her daim yansıtmadığını düşünerek 😛 yorumlarınız için çok teşekkür ederim… Bu arada yayınlanmamış yorumlari da ilerde bir gün topluca yayınlamak üzere sakladığımı ahanda buradan belirtiyorum 😉 Sonra “vay benim yorum nerelerde? Özer yorumu yedin mi?” tarzında cümlelerle bana gelmeyin efendim 🙂 Herşey adına çok teşekkür ediyorum!

3

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*