
YaÅŸanmışlık hikayesi… Bölüm 2…
“GeçtiÄŸimiz gün yanımdan geçti; deÄŸil bir kere bakmayı, bunu denemedi bile…” dedi Ceyda. DeyiÅŸindeki “sıradan birÅŸeymiÅŸ!” ifadesi kendi cümlesini havada bıraksa da, bendeniz her daim onun bu benzer laflarını dinler, minik gülücüklerle bu sıradanlaÅŸan laflara hediyeler, armaÄŸanlar gönderirdim. Ceyda, koÅŸullar ne olursa olsun, gülücüklerle insana yaklaÅŸan, yozlaÅŸan ve duvarlaÅŸan bir yüz ifadesine bürünen insanlarla dahi-biz bunlara taÅŸ kalpli de deriz- diyalogları oldukça etkili olan minik bir dosttu benim hayatımda. “Minik” kelimesiyle verdiÄŸim “sevimli, tatlı” duyguları kendisi tarafından çokca sevilmese de, muzur ifadelerle durumu hissettiriÅŸim bu “tatlı” dostun hoÅŸuna da gitmiyor deÄŸildi. Ailesinin kendileri gibi onu da bodrum benzeri, kalorifer kazan manzaralı küçük bir odada yaÅŸatmasına kesinlikle aldırış etmez, çevresindeki bu kapalılığın tam zıttına çokca dışa dönük, araÅŸtırmacı ve de mütevazi oluÅŸu ona armaÄŸan ettiÄŸim “minik” kelimesinin yanına binlerce “bravo” kelimesini de armaÄŸanla gelen promosyon ÅŸeklinde takdim etmeme gebe oluyordu.
YaÅŸanmışlıklar içinde, olan bir ÅŸeyi tekrardan hissetmemizi saÄŸlayan “ÅŸey“, zihnin tozlu ve geniÅŸ kütüphanesine yerleÅŸtirdiÄŸimiz, hayattan bazı karelerin göz önüne, kimi zaman aynı anda kalbe, ya da bir kaç tutam gözyaşıyla sere serpe geliÅŸinden ibaret olamazdı. Beynin bile dolanbaçlı yollarını henüz hiç birimiz çözememiÅŸken, ilk insandan beri ileriye bir ÅŸeyler bırakma isteÄŸi, duvarlara çizilen bir resmi, sonrasındaki kaplı, çanaklı, motifli eÅŸyaları, yazıyla birlikte efsaneleri, ÅŸiirleri ve de fotoÄŸrafları günün birinde ilerisine gösterme ve bırakma sonrasında da hatırlatma ve hatırlama ikilemi, yüce bir gücün bizlere kazandırdığı, isteyerek ya da istemeyerek bir ÅŸekilde bir yerlerde yapmamızı saÄŸlayacak en temel his olmalıydı. Belki de maÄŸara devri dediÄŸimiz o yıllardan günümüze kadar kalan ve biraz muzurca olucak ama “İsveçli bilim adamları“nın dahi ÅŸu ana kadar akıl erdirip bulamadığı yegane buluÅŸ bu temel yargı üstüne benim o gün ki düşüncelerim içinde yerini çoktan almıştı bile.
Gördüklerimi unutmazdım. Ceyda da öyle. Çünkü görülenler ne kadar sıradanlaşırsa o denli anlamsız kalırdı hayatta ve ikimizde bu sıradanlığa düşmemek için gördüğümüz her ÅŸeye yeni bir anlam, kendimizce iyi-kötü bir deÄŸer katardık. Etrafımdaki çoÄŸu insanın güzel olarak dediÄŸi bence de “eh fena deÄŸil” dediÄŸim bedenim, Ceyda’nın gözünde “Best of…” tabir edilen modelde olsa da, bana öyle bir anlam katsa da Ceyda, etrafımdaki bu sinsiliÄŸin içinde kendimi dışa vurmamış, garip bir yalnızlık ve bir o kadarda “arayış” içinde hayatta bir “ÅŸey“ler için yaÅŸamam gerektiÄŸini çokca iyi bilen bir kızdım. Belki de çocuk. Eski zamanlardan beri masal kahramanlarıyla büyümüş, yanında birlikte uyuduÄŸum oyuncağı da çantaya atıp o meÅŸur masallarda dolaÅŸmayı, afedersiniz ama eÅŸek kadar olmuÅŸken bile süre getirmeye çalışan garip bir çocuÄŸum ben.
O yıllarda -çocukluk- kıymeti olmayan bir ÅŸeyin yani paranın, ÅŸimdilerde tazı-tavÅŸan yarışı gibi rezalet bir ortamda, yaÅŸanması zorundaymış gibi hayatımı sürdürdüğüm o insan yutan ÅŸehirde, kimine göre ÅŸiirler yazılan, bazen çoÄŸu insana kucak açan, bazen de sadece bir kız çocuÄŸu uÄŸruna denizin ortasına kuleler kurulmasına gebe olan o ÅŸehirde, sadece ÅŸehrin verdiÄŸi role motive olmaya çalışan minik bir kız çocuÄŸu. Aynı Ceyda gibi… EÅŸek tabir edilen bir zaman dilimi içinde, bedenin sere serpe yığılmak için her gün “ring“e çıktığı bir ÅŸehirde, bir çocuk kalarak yaÅŸamak ve “nakavt” olmamak ne kadar zor bir bilinse. Böylesine sık sık düşündüğüme göre galiba ben çok duygusalım. Çünkü Ceyda’da böyle diyor
Sahi öyle miyim hakikaten?
Yazıyı PaylaÅŸmalıyım...“Tesellisi olmayan ayrılıklar” haftalık bir yazı dizisi ve serisi yaklaşık olarak 20-25 bölüm dolaylarında yayımlanacak bir “e-roman” projemdir… İlktir ve bir o kadarda özeldir… Abonman alanından abone olarak da her hafta bu ve bundan baÅŸka yazdığım karalamalar e-posta adresinize güzelce gönderilir… Sadece bilgilendirmek adına bu laflar burada edilir!..
-
Yorumsuz kalmış! Sayenizde...

TrackBack URITrajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...