Uykuya Bulanırcasına

Uykuya bulanırcasınaUzun süren konuşmadan sonra, içimde bir şeyler 
bir yerlere doğru hareket etmek için izin istiyordu… Kanımdaki genç deliler,
kanımı çoşturdukca anladım ki, sağlıklı düşünülmüyordu bu kapkaranlık Dünya‘da… Hemen camı açıp en yakında ki balkona doğru baktım… Çocukluğumdan beri bu balkonu ve misafir ettiği konukları hep neşeli ve dolu bulurdum… Bende bu neşenin getirisindeki gülücüklerden mutlu olup en kötü zamanımda dahi bir insan gülmesine kendimi mutlu edebiliyordum… Ama Dünya öyle bir dönmüştü demek ki, yer öyle bir sallanmıştı ki, bugün o balkonda hiç bir yaşam belirtisi yoktu… Daha doğrusu üzerinde yaşadığımız şu Dünya‘da sağlıklı bir yaşam belirtisi artık kalmışmıydı?.. Bugün bu balkon ve içimdeki şu koca sıkıntı yüzünden Dünya dönmüyor bile olabilirdi… Öncesinde fazlaca dönmüş Dünyamız biraz dinlenmekte bile olabilirdi… Olabilirdi, olabilirdi… Nerden biliyorduk ki Dünya‘nın döndüğünü, kendi gözleri dışındaki nesneler tarafından algılanan şeylere bile inanmazken insanlar, sözler durumları kişileri ve duyguları bile değiştirmeyecek kadar kısır olduysa bu zamanda, nasıl inanabilirdik ki?.. Nasıl inanabilirlerdi?.. 

Durdum… Aklıma, başkalarına değer veremeyen yalnızca kendisi için yaşamak zorunda olan sokak çocukları geldi, aklıma bir insan ömrü aslında çokca kısayken kendi içindeki çalkantılardan ötürü hayatını yaşamayan “O Kadın” geldi, sabahın en kör saatlerinde terlercesine ve kimsenin umurunda olmadığı fırıncı dostlar geldi-kimi günler geceleri onları sadece ben hatırlar,sıcak ekmeğe bulanık bir hatır sormak için bile uzunca yollar kat ettiğim bile olmuştur-,  kar olsun tatil olsun başka da bişey olmasın adına tatil diyelim kıs kıs istediğimiz herşeye gülüp şamar oğlanı olana kadar sokaktakilere laf atalım diyen genç serseriler geldi, yanıbaşımdaki ayla hanım,çocukları ve bence Dünya‘nın şu halini görmediğine çokca sevinmesi gereken “Doğuştan Görme Özürlü” aslında dış Dünya‘daki bir çok insandan daha özürsüz o güzelim Buse geldi-Oysaki ne kadar güzeldi, sarı saçları, kendine has doğallıyla dışardaki çoğu kadından çok daha bakımlı teni, tahmin etsek, “tabi zordur…” desek bile, şu an için hiç bilemeyeceğimiz kendi karanlık dünyasının en büyük kahramanı olmuş tertemiz kalbi, ve bunca güzelliğinden ötürü “Çok güzelsin…” dediğimde kendine aynalarda baksa dahi beğenmeyen esasında güzel olan kadınlara nispet yaparcasına inanarak sevinen ve gülümseyen neşelenmiş yüzü ne kadar güzeldi-… Geldi de… Geldi… Bu sefer sitem ettim… Hiç kimsenin suçu değildi bu?… Sadece garip bir şekilde içinde yaşamak zorunda olduğumuz hayatın, ve o hayata yön vermiş vakti zamanındaki şimdikilerin lafıyla ataların, işiydi bu, Dünya‘nın işiydi… Öyle olmalıydı!.. Doğduğu zamandan itibaren kimse “Erkekler salondayken  salona girme!” diye gereksiz bir uyarıda bulunan anne eleştirisine maruz kalmak istemezdi,anne de öncesinde o şekilde görmek istemezdi, her yanlış yaptığı sırada aslında komik bir şey olmadığını bilmeyen bir çevrenin içinde kaç kişi yaşayabilmiş ya da kaç kişi kuru ekmeğe maruz kalmış insanların arasında utanmadan, kendi yiyeceğini bile paylaşmadan elindeki çilingir sofrasının lezzetine bakmıştı,bununla da pis bir şekilde gurur duymuştu?.. Vakti zamanında ellerini güvenerek tuttuğum,uğruna “Kutu Kutu Peennseee“ler yaptığım o güzel temiz çocukları, şimdilerde kör eden, sokaklarda yaşamalarına sebep oldurtan, ve zorla bir yarışa sürükleyen o rengarenk içine kapanmış,basıklaşmış, kürenin suçuydu bunların hepsi… Hepsi bu Dünya üzerinde bir şekilde yaşamış atalarımızın eski suçlarından doğuyordu, iyisi ya kötüsü herkese göre değişirken, aslında bizi yönlendiren ve sitemde duyduğum tek şey ise, buydu… Geçmişi unutmamalıydık, onu iyi tanımalıydık… Ama geçmişte başkaları tarafından yapılmış o kötü suçların serseri kurşununa biz dahil kimse maruz kalmamalıydı… Dünya bir poligon değildi ve kimse atadan kalmış bu suçlu kurşunlarını hiç bir şey düşünmeden sağa sola atmamalıydı…


2 Yorum sayenizde...

Her yeni bir gün yaşama ümidi getirsin sana, dileklerin ve isteklerin en kısa sürede gerçekleşsin.Sevdiklerinle birlikte guzel bir yil gecirmeni diliyorum.Mutlu Yıllar….

1

Sözün bittiği an budur…Eline sağlık

2

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*