Yeni Yıl-lık 2009

Ömür gidiyor!

Bir şeyler gidiyor bir yerlerden, ve kimimiz eksiliyoruz bu gidişlerle. Sonrasında yeniden başlıyor “hayat”, önce büyük bir karartı ve bilinmeyenlerle karşına çıkan hayat kendi oyun grubunun içinde keyfine keyif çatıyor. Anlaşırsan sen de dahil oluyorsun bu oyun grubuna; anlaşamazsan da bir yerlerden kalma bekleyişlerin yalnızca senin oluyor ve hüzünlü bir çaresizlikle kovuluşlar hissediyorsun bu hayatta.

Aslında ne ekersen onu biçiyorsun! Hasata hazır tarlaların varsa, seninde keyfin hasat vaktinde çalıp çırpan, bolca çalışan çiftçinin keyfi gibi; neşeli ve çoşkulu oluyor. Olaki bir tarlan yoksa ve sen olduğun yerde sadece olan tarlayı bağı bahçeyi seyrediyorsan, o vakit başını öne eğip geldiğin yere, toprağa bakıyorsun! Uzun bir çığlık atmak isteyip, atamıyorsun ve boğazın düğümleniyor. Gitmek gerekiyor böyle durumlarda fakat sen bilmiyorsun!

Tarlaların aralarından, onları izlercesine, dağları geçercesine aynı yola baş koymuş diğer yolcularla beraber aynı trene binmek gerekiyor. Yenilere ve yaşanmışlıkların sadece ve sadece yerini değiştirerek.

Dünya dönüyor fazla karanlık bir boşluğun içinde, senin dönüşün de bu dönüşe artık bir boşluk oluyor. Yer çekiminin içine çektiği o günler, sanki geri de kalmış, ona aykırı gidiyormuşsun gibi geliyor. Sonra da ister istemez güzel kokmak uğruna üstümüze büründürdüğümüz parfümlerle zarar görmüş atmosfer, bu güzel kokulu pis olayı unutarak, seni burada tutuyor, takılıyorsun…

Kendi kabında durmak istemeyen sıcak bir mısır tanesi gibi patırdak oluyorsun belki, başını bir atmosfere bir de yer kabuğuna vuruyorsun. Kimi yerlerde karalara denk gelip, kimi yerlerde denizlere, okyanuslara dalıp çıkıyorsun ve sen kendini böyle gel-gitlerle komşu ederken, bir bakmışsın ki bir yıl daha doğuyor ardından. Dünya’nın yapması gereken bir dönüş olduğunu ve ne kadar dönsen de aynı yere, yani kendine, bir gün bir şekilde dönüp, geleceğini düşünüyorsun. Sonra bir umut katıp hayatına, olanları da aş edip, eski günlerdeki gibi yürüyorsun…

Gündüz ve gece!


2 Yorum sayenizde...

Yine sürükleyici, insanın içini kıpraştıran bir yazı. Anketi de çok beğendim kardeşim belirtmek isterim.Görüşürüz…

1

“Kareemo” sana ayrı ayrı teşekkür etmeliyim kardeşim! Yazıları okuyup altına iki yorumda gönülden patlatılması özel bir şey benim adıma!

Eyvallah dostum… Artık senin yazılarının da bir an önce buralarda aramızda olmasını diliyorum 🙂 – Mesaj yerine ulaşmıştır sanırsam 😛 –

İyi ol bubacan, kardeşim, dostum…

2

TrackBack URI

Trajikomik detay...
Güzelim Türkçemizin dil kurallarıyla ilişiğini kesmiş, "selam,merhaba,nasılsın" gibi kelimeleri kurarken "SMS" kalıplarına,kısırlığına kapılarak kendini "slm,mrb,nslsın" şeklinde ifade etmiş, IP adresi'nin kaydını tuttuğum halde sanal alemin verdigi "Beni nereden bulacak? - ki bulunuyorsun merak etme! -" rahatlığından bizim Özer'e küfür,hakaret etme gazına erişmiş, bu gazı bünyede dolandırırken bunu bile adam gibi yapamamış her bireyin yorumları özür dilenerek büyük bir keyifle silinir... Yorumların hepsini yeni bir mektupla buluşmuş gibi keyiflice okurum... Belki de "Trajikomik detay"da ki en olumlu sözüm de bu olmuştur...

*

*